Ana Sayfa
FORUM
ATATURK HAKKINDA
FIZIK ODEVLERI
KIMYA ODEVLERI
BIYOLOJI ODEVI
=> Canlilarin Ortak Ozellikleri
=> Mitoz Bolunme
=> Canliligin temel birimi hücre
=> Derinin Yapisi ve Deride Bulunan Reseptorlar
=> Kas iskelet sagligina etki eden olumlu ve olumsuz hareketler
MATEMATIK ODEVI
TARIH ODEVI
COGRAFYA ODEVI
SOSYAL BILGILER ODEVI
TURKÇE-EDEBIYAT ODEVI
DIL BILGISI ODEVI
DIN VE ILAHIYAT ODEVLERI
PSIKOLOJI ODEVI
FELSEFE VE SOSYOLOJI ODEVI
EKONOMI-IKTISAT-ISLETME ODEVI
BILIM VE TEKNIK ODEVI
GUZEL SANATLAR VE MUZIK ODEVI
BIYOGRAFILER ODEVI
SPOR-SAGLIK-INSAN ODEVI
ÇEVRE VE YASAM ODEVI
KITAP OZETLERI
DENEYLER
TESTLER-SINAV SORULARI
PPT-HAZIR SLAYTLAR
HAYVANCILIK-TARIM ODEVI
ASRTOLOJI ODEVLERI
ENERJI ODEVLERI
GENEL KULTUR
ODEV KAPAKLARI
DERS UYGULAMALI HAZIR PROGRAMLAR
EGITIM ILE ILGILI BILGILER
Iletisim
Ziyaretci Defteri
 





Derinin Yapisi ve Deride Bulunan Reseptorlar

DUYULARIMIZ
Çevremizde olup bitenleri duyularımız aracılığıyla anlarız. Örneğin, çevredeki cisimleri gözlerimizle görür, sesleri kulaklarımızla işitiriz. İyi ve kötü kokuları, burnumuzla algılarız. Besinlerin tatlarını dilimizle anlar, cisimlerin sertliğini, yumuşaklığını, soğukluğunu ve sıcaklığını derimizle hissederiz.
Duyuların alınmasını sağlayan yapılar reseptörler olarak adlandırılır. Reseptörlerle alınan uyartılar duyusal sinirlerle beynin ilgili merkezlerine iletilir.
Kısacası duyu organlarımız, çevreden gelen uyarıları, duyu sinirleriyle beynimize gönderir. Beyin aldığı uyarıları değerlendirir, sonucu hareket sinirleriyle duyu organlarına bildirir. Sonuçta organlar, görevlerini yerine getirerek, çevreyle uyum içinde olmamızı sağlar. Her duyu organı almış olduğu uyartıyı beyinde değerlendirip, tepkisini ilgili organda gösterir.
Her bir reseptör uyaranın ne olduğuna bakmaksızın ancak özelleşmiş olduğu cevabı verir. Örneğin göz ışığa duyarlıdır, kulak titreşime duyarlıdır, burun ve dil suda çözünen maddelere duyarlıdır, deri dokunmaya duyarlıdır.
Genellikle insanlarda koklama, tatma, görme, işitme ve dokunma olmak üzere beş duyu organı ayrılırsa da aslında bu duyu organlarından bazıları birbirinden tamamen farklı birkaç duyuyu algılayabilir. Örneğin; dokunma, ağrı, soğuk, sıcak duyuları dokunma duyusu adı altında toplanır. Bunları alan reseptörler deride yerleşmiştir. İşitme organı ise hem denge, hem de ses dalgalarını alan ayrı ayrı merkezleri kapsar. Bu bakımdan uyarıların niteliğine göre beş duyu ayrılabilir; kimyasal duyu, mekaniksel duyu, ses duyusu, denge duyusu ve ışık duyusu.
DOKUNMA DUYUSU
Dokunma duyusu organı olan deri vücudun üstünü kaplar. Doğal deliklerin içi, sindirim ve solunum organlarının iç ve dış yüzeyleri de mukoza denilen yalın kat bir deriyle kaplıdır. Derinin üstünde kıllar ve gözenekler adı verilen çok küçük delikler bulunur.
Derimiz vücudumuzu örten en büyük organımızdır. Bir anlamda bedeni ve organizmayı çevreden ayıran dış duvardır. Bu niteliğiyle; mekanik, kimyasal ve biyolojik dış etkilere karşı bedeni koruyucu fonksiyonu vardır. Bedenle ilgili çok önemli bazı işlevleri yerine getirir. Her şeyden önce sağlığın aynasıdır, vücut su dengesini ve ısısını düzenler, vücudun kurumasını engeller, ter bezleri vasıtasıyla zararlı maddeleri atar, solunum yapar. Bir duyu organıdır; derimizle dokunur ve hissederiz. Ayrıca duygularımızı ifade etmede de yardımcıdır. İnsanlar kızardıklarında veya sarardıklarında aslında duyguları görünür hale gelmektedir.
Cilt aynı zamanda bağışıklık süreçleriyle de ilgilidir ve metabolik fonksiyonlara (D2 vitamini ve kolesterol sentezi) sahiptir.
Derinin yerine getirdiği işlevler karmaşık bir yapıyı gerekli kılmıştır. Bu nedenle deri, her biri farklı bir doku yapısına sahip üç ayrı katmandan oluşmuştur. Yüzeyden derine doğru bu tabakalar şunlardır:
•Üst Deri ( Epidermis)
•Alt Deri ( Dermis)
•Deri Altı (Subkutis)
ÜST DERİ ( EPİDERMİS)
Epidermis derinin en dıştaki tabakasıdır. Asıl olarak “Keratinosit” adı verilen hücrelerden oluşur. Kalınlığı vücudun bölümüne, yaşa ve cinsiyete bağlı olarak değişir. Epidermis de kendi içinde dört faklı tabakaya ayrılabilir.
En alttaki tabaka “stratum basale epidermidis” adını alır ve tek sıra hücrelerden oluşur. Bu üst deri hücrelerinin oluştuğu ilk tabakadır. İkinci tabaka “stratum granulosum epidermidis” adını alır. Bu alttaki tabaka da oluşan hücrelerin evrimleşmesi ve üst üste birikmesiyle oluşmuştur. En üstte de nerdeyse tümüyle ölmüş hücrelerden “stratum corneum epidermidis” tabakası vardır.
En alt tabakada oluşan keratinositler yaklaşık 21-25 günlük bir süreç içinde yapılarını değiştirerek üst tabaklara doğru yol alırlar. Bir keratinositin bütün tabakaların kat ederek cansız bir keratin tabası haline gelmesine kadar geçen süre “derinin çevrimi ( tunover)” olarak adlandırılır.
Epidermiste mevcut diğer hücreler arasında adına “melanosit” denilen deriye rengini veren yani pigment üreten hücrelerle birlikte, derinin korunmasında rol oynayan meckel hücreleri langerhans hücreleri, lenfositler bulunur.
Derinin bir alt tabası olan dermisten farklı olarak bu tabakada damarlar bulunmaz. Beslenme, altta bulunan dermisten doğrudan geçiş (difüzyon) yoluyla olur.
ALT DERİ ( DERMİS)
Asıl deriyi oluşturan dermis deriye elastikliğini veren lifli ve damarlarla sinirleri içeren bir dokudur. Bunun da aslında iki tabakası vardır: “ stratum papillare” ve stratum reticulare”.
İnce yüzey tabakası olan stratum papillare ince elastik lifler içerir ve adeta bir parmak gibi çıkıntılar oluşturarak daha üstteki tabakanın deriye sağlam bir şekilde tutunmasını sağlar. Bu parmaksı çıkıntıların içinde yoğun bir kılcal damar ağı mevcuttur ve epidermise kan gitmesini sağlarlar. Stratum papillare aynı zamanda çeşitli savunma hücreleri de içerir ( histositler, fibroblastlar, mast hücreleri ve bağışıklık hücreleri). Ayrıca hissetmemizi sağlayan serbest sinir uçları ile dokunma ve basınç algılayıcıları gibi yapılar da bu tabakada bulunmaktadır.
Daha alttaki “stratum reticulare” ise asıl vücut yüzeyine paralel uzanan kalın kollajen lif demetleri ve elastik liflerden ibaret bir ağsı yapısı oluşturmaktadır. Çeşitli tipte salgılar üreten ter ve yağ bezleriyle bunların salgılanmasında rol oynayan kas hücreleri ile bu yapıları birleştiren ve desteğini sağlayan bağ doku hücreleri de bu tabaka da yer alır.
Daha alttaki deri altı dokusuna bitişik olan asıl deri bölümünü ana işlevi vücut sıcaklığı ile kan basıncını düzenlemek olan küçük ve orta boy damarların oluşturduğu bir ağsı yapısına da sahiptir.
DERİ ALTI ( HİPODERMİS )
Bu tabaka dermisin altında bulunur. Aslında bu iki tabaka arasında net bir sınır bulunmaz ve her iki bölümün kalınlıkları ve geçiş özellikleri cinsiyete, yaşa, beslenme durumu ve yaşam koşullarıyla, vücudun hangi bölgesinde olduğuna göre değişir. Deri altı doku yapı olarak yağ ve bağ dokusundan oluşur. Temel işlevi taşımak ve bağlamaktır. Enerji deposu ve mekanik tampon görevi de yapar ve vücudu sıcaklık dalgalanmalarından korur. Bu tabaka bir altta yer alan kas tabakasının etrafındaki kılıfa (fasya) kadar uzanır.
Deri altı doku içinde de kan damarları, sinirler ve lenf damarlarının geçtiği bağ doku perdelerinin birbirine bağladığı yağ dokusu top kaçıkları (lobülleri) bulunur.
Yaşlanma ve ihtiyarlama ile birlikte derinin gelişimi tersine döner. Epidermis ve dermis incelir, melanosit yoğunluğu azalır. Dermisteki damar ağı ve adneksler zayıflar ve elastin fibrilleri kalınlaşır, ileri yaşlarda kıl folikülleri, yağ bezleri, apokrin ve erkin bezler atrofiye uğrar. Zamanla deri kendisini koruyucu, duysal ve iletişimsel özelliklerini kaybeder. İlerleyen yaşla birlikte, deri, yeterli yağ ve su depolayamaz doğal elastikiyetini kaybeder ve incelir.
DERİDE BULUNAN RESEPTÖRLER
Vücut içinden ve dışından gelen uyarıları almak için görevli olan duyu epiteli hücrelerinin üst kısmındaki duyu tüylerine reseptör denir.
Reseptörler duyarlı oldukları enerji formuna göre şu şekilde sınıflandırılırlar:
1. Mekanoreseptör: Mekaniksel enerjideki değişikliklere duyarlı olan reseptörlerdir. Dokunma ve basınç reseptörleri; serbest sinir uçları; eklemlerdeki pozisyonları ayarlayan reseptörler; ses reseptörü; denge reseptörü; gerilim reseptörü bunlardandır.
2. Kemoreseptör: Kimyasal maddelere duyarlı olan reseptörlerdir. Tat cisimcikleri ve koku reseptörleri gibi.
3. Termoreseptör: Isı enerjisindeki değişikliklere duyarlı reseptörlerdir. Sıcak ve soğuk için ayrı reseptör çeşidi vardır.
4. Fotoreseptör: Işık değişikliklerine duyarlı olan reseptörlerdir.
5. Nosireseptörler: Zarar verici ağrı, acı, aşırı sıcak ve soğuk gibi duyuları algılarlar.

MEKANORESEPTÖRLER
Meissner Cisimciği:
Düşük frekanslı uyarıların algılanmasından sorumlu, mekanoreseptörlerdir (dokunma reseptörleridir).Parmak uçları, el ayası, ayak tabanında bulunur. Hafif dokunma duyusunu alırlar.
Pacini Cisimciği:
Dermisin derinliklerinde ve hipodermiste (öz. parmak uçlarının), eklemle ilişkili yerlerde, periosteumda ve iç organlarda bulunan büyük ovoid yapılardır. El ve ayak deri altı bağdokusunda, seröz zarlarda, derin ve güçlü basınç ve titreşim duyularını alır.
Ruffini ve Krause cisimcikleri:
İnce bağ dokusundan kapsülleri var. Dermiste, ağız mukozasında, seröz ve sinoviyal zarlarda, rektumun son kısmında, dış genital organlarda bulunurlar. Dallanmış miyelinsiz sinir sonlanmalarının ve kollajen liflerin oluşturduğu ve etrafını birkaç tabaka fibroblastların sardığı geniş reseptörlerdir. Her bir reseptörün etrafındaki kapsül sinir uçlarıyla bağlantılıdır ve deri ile eklemin gerilim ve basınca duyarlılığını artırır. Krause soğuğu, Ruffini ise sıcağı algılar.
Bunların haricinde tendon, kas ve ligamentlerde gerilmeyi hissetmemizi sağlayan proprioreseptörler vardır. Bacağımızı veya herhangi bir uzvumuzu fazla gerdiğimizde proprioreseptörler beyni uyarır, gerilmenin son noktasını söylerler
Bugün 7 ziyaretçi (77 klik) kişi burdaydı!
 


 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Google