Ana Sayfa
FORUM
ATATURK HAKKINDA
FIZIK ODEVLERI
KIMYA ODEVLERI
BIYOLOJI ODEVI
=> Canlilarin Ortak Ozellikleri
=> Mitoz Bolunme
=> Canliligin temel birimi hücre
=> Derinin Yapisi ve Deride Bulunan Reseptorlar
=> Kas iskelet sagligina etki eden olumlu ve olumsuz hareketler
MATEMATIK ODEVI
TARIH ODEVI
COGRAFYA ODEVI
SOSYAL BILGILER ODEVI
TURKÇE-EDEBIYAT ODEVI
DIL BILGISI ODEVI
DIN VE ILAHIYAT ODEVLERI
PSIKOLOJI ODEVI
FELSEFE VE SOSYOLOJI ODEVI
EKONOMI-IKTISAT-ISLETME ODEVI
BILIM VE TEKNIK ODEVI
GUZEL SANATLAR VE MUZIK ODEVI
BIYOGRAFILER ODEVI
SPOR-SAGLIK-INSAN ODEVI
ÇEVRE VE YASAM ODEVI
KITAP OZETLERI
DENEYLER
TESTLER-SINAV SORULARI
PPT-HAZIR SLAYTLAR
HAYVANCILIK-TARIM ODEVI
ASRTOLOJI ODEVLERI
ENERJI ODEVLERI
GENEL KULTUR
ODEV KAPAKLARI
DERS UYGULAMALI HAZIR PROGRAMLAR
EGITIM ILE ILGILI BILGILER
Iletisim
Ziyaretci Defteri
 





Canliligin temel birimi hücre

CANLILIĞIN TEMEL BİRİMİ HÜCRE
Hücre Teorisi
Hücre teorisi düşüncelerin ve sürekli olarak gelişen araçlarla elde edilen gerçeklerin karşılıklı birbirini etkilemesi sonucunda gelişmiştir.Hücre teorisi , basit gözlem ve kavramlardan , daha kesin ve daha gelişmiş kavramlara doğru ilerlemiştir.
Hücrenin varlığı , mikroskobun bulunması ile tanımlanmaya başlanmıştır. İngiliz Robert HOOK ( 1665 ), ilk kez kendi yaptığı ilkel mikroskopla hücreyi tanımladı. Şişe mantarından elde ettiği ince kesitlerde CELLULA = HÜCRE adını verdiği dikdörtgen biçiminde boşluklar gördü. Onun koyduğu hücre adı bugüne kadar değişmeden kaldı.
Hollandalı A.. V. LEEUWENHOEK amatör bir mikroskop yapımcısıydı . 50 – 270 kez büyüten mikroskobu ile bir hücreli hayvanları , bakterileri , kaslardaki enine çizgileşmeleri ve lökositleri görerek tanımladı. Leeuwenhoek’ un ölümü ile mikroskopla incelemeler yavaşladı.
XVIII . y.y ortalarında Alman K. F. Wolff çeşitli hayvan embriyolarını inceledi . Wolff , özelleşmiş yeni hücrelerin oluşması ve bunların yeni organlar haline gelmesiyle embriyonun kendine özgü şekil almak üzere büyüdüğüne inandı. Başka bir deyişle hücreler yalnızca sayıca artmakla kalmıyor ,aynı zamanda kompleks bir organizmanın farklı kısımlarını meydana getiriyorlardı.
XIX. yy da yaşayan iki Alman biyologu Theodar SCHWANN (1810-1882 ) ve Matthias SCHLEİDEN ( 1804-1881 ) çalışmaları ile hücre teorisinin ortaya atılmasını sağlamıştır.Schleiden çalışmasında çekirdeğin hücrenin gelişmesinde büyük bir rol oynadığı hipotezini ileri sürmüştür. Schwann da çalışmaları ile onu desteklemiştir.Sonuçta ortaya şu görüşü sürdüler; Bir hücreli organizmalardan insana kadar tüm canlılar hücrelerden oluşmuştur ve hücreler bağımsız oldukları halde birlikte iş görürler.Bu görüşe de HÜCRE TEORİSİ adı verilir.Daha sonra bu teoriye hücreler bölünerek çoğalırlar ifadesi eklenmiştir.
Buna göre hücre teorisinin temel ilkeleri şunlardır:
1- Bütün canlılar hücrelerden oluşmuşlardır: Bazı canlılar bir hücreden oluştuğu halde bazı canlılar çok hücreden oluşmuşlardır.
2- Hücreler bağımsız hareket ettikleri halde beraberce iş görürler : Çok hücreli canlıların her bir hücresi; enerji üretme , enzim sentezleme, bölünme gibi temel canlılık olaylarını kendi başına gerçekleştirir. Buna bağımsız hareket denir.Yapısı ve görevi aynı olan hücrelerin , aynı işi beraberce yapmalarına birlikte hareket denir.
3- Hücreler bölünerek çoğalırlar: Var olan hücrelerin çoğalmasıyla yeni hücreler oluşmaktadır.
4- Her hücrede kalıtım maddesi bulunur : İster bir hücreli canlılarda olsun ister çok hücreli canlılarda tüm hücreler kalıtım maddesini taşırlar.
Hücrenin Evrimsel Gelişimi:
Bundan yaklaşık 2-3 milyar yıl önce, bir gen- bir enzim şeklinde kendini eşleyebilen ilk molekül meydana gelmiş ve bir zaman sonra bu molekül lipit ve protenoid moleküllerinden oluşmuş bir koaservat keseciğinin içine girerek ilkin hücreyi yapmıştır. Başlangıçta oksijensiz ortamda yaşayan bu hücre, çevredeki birikmiş besin maddelerini kullanıyordu ( heterotrof canlılar ). Bir süre sonra besin azaldı ve bu arada inorganik yoldan sentezlenmiş porfirini bünyesine alarak ( klorofil oluşumu ) kademe kademe organik maddeleri sentezleyen canlılar ( ototrof canlılar ) ortaya çıktı.. Bu sentezlemenin yan ürünü olan serbest oksijeni, metabolizmalarının etkili bir maddesi olarak kullanan hücrelerden bir kısmı, diğer hücrelerin içine girerek onlarla ortak yaşamaya başladı. Bu arada hücre içine giren ortak hücre ( simbiyont hücre ) , bir çok hücresel yapısını yitirerek mitokondriye dönüştü. Yalnız, kendi başına bölünme yeteneğini ve özel DNA’sını bugüne kadar saklayabildi. Keza bu arada ilk olarak denizde burgu gibi dönerek hareket eden bazı bakteriler bu hücrelerin üzerine yapışarak onlara hareket olanağı vermiş ve bu arada onların yakaladığı besin maddelerine de ortak olmuştur. Bir zaman sonra aralarındaki ilişki ortak yaşama dönüşerek, yapışan hücreler kamçı ve silleri oluşturmuştur. Nitekim bu bakterilerin bugün yaşayanlarının yapısı , kamçıların ve sillerin yapısına benzemektedir.Lizozom, ribozom ve çekirdek zarının da simbiyotik ilişkilerle ( ortaklık ilişkileri ) dışarıdan girdiğine ilişkin kanıtlar vardır. Bk. Şekil 1
Sonuç olarak modern hücre, birçok ilkin hücrenin ya da hücre benzeri varlığın simbiyotik ilişkiler içinde bir araya gelmiş karmaşık bir kombinasyonudur
Bugün 16 ziyaretçi (30 klik) kişi burdaydı!
 


 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Google